07
Eyl
09

eylül

Yağmur yağıyor… Hava ne sıcak, ne soğuk. Damlalar ne sessiz, ne gürültülü. Her biri gözyaşı gibi sakin değilse de, kanayan bir yara gibi acımasız olmaktan çok uzak . Bir kategoriye girmiş su, temkinli…

Pencereden bakınca, o birbirinden habersiz ve farksız anlamsız kalabalıklar göreceli olarak barındırdıkları yapay ayrıcalıklarına rağmen eşit yağmur damlasına sahipler. Yağmur ayrım yapmıyor

Yağmurun tadı güzeldir.Yağmurun tadını çıkarmak gerek. Olduğun yerde kalırsan, inadına tüm gün yağacak bir yağmurda sonraki gününü rezil edecek hapşuruklara mahkum olabilirsin.Koşmaya kalkarsan, yağmurun perspektif anlayışına göre vücudun ön tarafı dengesizce ıslanır. Densesiz ilan edilebilirsin yani yağmurca. Yağmurda yürünür. Eylüldeysen hele, yapraklar seyredilir. Renklerindeki kararsızlıklar koklanır, yağmurda düşler kurulur…

Yağmur yeryüzüne aşıktır. Pembe mi siyah mı düş kurana bağlı olarak bulunduğu yerden,o da toprağın düşünü kurar. Toprak onunla hayat bulur. O ilk buluşmalarında, bu sonsuz aşkın her kavuşmasında mutluluklarını bildirir ve kıskandırır bir koku yayar. Hormonal değildir bu, daha yücedir… Hitap ettiği bir kategori yoktur, evrenseldir küreseldir her birey için BEN’seldir ve aşıklar için “biz”seldir. Anlarsın toprak ve yağmur buluşmuştur; kıskanırsın, belki bir şeyler karalarsın ve pencereden bakarsın…


0 Yanıt to “eylül”



  1. Yorum Yapın

Yorum bırakın