07
Eyl
09

parlementer sistem(2007)

Parlementer sistem

parlementer sistem ideal en makul ve yeterli sistem değildir, olamaz.

Günümüz koşullarındaki Türkiye devlet yönetim sistemi, Parlementer ve temsili demokrasi kalıbındaki söylem ve uygulamaların anafikri olan halkın eşitlik ilkesi çerçevesinde  hür ve reşit olma koşuluna bağlı olarak devlet yönetiminde doğrudan etki sahibi olmasına olanak sağlayan bir oluşumu gözler önüne serer. Ülkemizde yeterli ve gerekli düzeyde demokrasi anlayışına uygun hareket edilmediğini düşünerek daha doğrusal bir demokrasi kalıbı üzerinden konuşmalım. Demokrasi mantığındaki halkın doğrudan temsilcilerini seçme ve belli sayıda  ve belli aralıklarla halkın iradesi doğrultusunda değişen bir temsilciler meclisi düşünelim. Bizim ideal ve en verimli demokrasimizin hitap ettiği temsil edilenler de hayal edebileceğimiz en iyi şekilde seçiyor olsunlar. Bu aşamada temsil eden\seçilen ler belli aralıklarla ve eğitim, yetiştirilme koşulu vb hallerden bağımsız olarak yalnız halkın iradesi ile seçilen kimseler olduğundan bunların da alanlarında en iyisi olacak şekilde ve devlete en yararlı olabilecek bir biçimde eğitim almamış olmaları kuvvetle muhtemeldir. Yine de bizim ideal halkımız ideal demokrasinin gerektirdiği şekilde halkı ve devletin gereksinimlerini temsil edecek şekilde makul ve mükemmel seçim yapsınlar. Bu aşamada kolay düşünebilmek için örneğimizi daha spesific sçeceğim. Örneğin 600 kişilik meclisimiz olsun. Devlet yönetimi ve halkın meslekleri açısından insanlar 3 gruba ayrılsın askerler sağlıkçılar öğretmenler… bir karar alınacağı zaman gerekli komisyonlar olsun. Başbakan ve parti başkanları olmasın. Partiler olsun yine de. Partilerimiz de hepsi devletin ve halkın çıkarına alternatif projeleri sunsunlar anlatsınlar. Elbette her şeyden üstün meclis iradesi en sonunda bu bütün sunum komisyon ve partilerin metinlerini ve söylemlerini dinleyerek eşit bir oylama ve karar alımı yapsınlar. Ama o da ne… bu aşamada bir problemle karşı karşıyayız. Tüm ideal yaklaşımlarımıza rağmen BİLEN AZINLIK her alanda baş gösterdi. Her üç aşama ve alanda da uzman veya konuda bilgili olan, temsil edenler karar alımında uzman\uzman olmayan oranı açısından veya doğrudan oylamanın başarısı ve kararı açısından azınlığa düştü. Örneğin askeri bir karar alacaksak bu konuda genel bilgi bilen ve devletin yönetimi için kritik olan specific ve ayrıntılı kopmlex düşünmelere sahip olamadan düz mantıkla geçmişleri ve hisleri biraz da genel kültürleri doğrultusunda ama yeterli düzeyde olmayan bir bilgiye sahip  400 kişilik bilgisiz çoğunluğumuz, 200 kişilik bilir vaziyetteki azınlığımızdan daha fazla hale geldi. Bu eğitim konusunda da aynı şekilde cereyan etti sağlık konusunda da… bu aşamada dağılımda özelleşme ve bilgi düzeyinin kriter olmaması gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ne yazık ki bu daha kötü bir duruma sürükler bizi. Örneğin şu an türkiyedeki sistemde olduğu şekilde parti başkanlarının doğrudan danışmanları ve sponsorları ya da diğer güzel etmenler vastıası ile hazırladıkları milletvekili listeleri sayesinde meclisimiz seçilmiş\temsil eden haline geliyor. Bunların belli konularda uzman olması ya da olmaması kritere veya ayırt edilmiş bir durum değil. Olabilirler veya olamazlar ama bu genel geçer ve yalnız genel kültür sviyesinde bilgiye sahip insanların hissiyatları doğrultusunda karar vermeleri gibi şu an biyere daynamayrak şunu söyleyebilirim ki belli konuda uzman olunması hiçbir konuda uzman olunmamasından yeğdir. İdeal demokrasiden , ki ideal bir yazı olmadığı için bir ileri bir geri atlanılıyor, günümüz Türkiye demokrasisinin uygulanma şekline tekrar geçecek olursak bu aşamada da başbakanların ne kadar iyi olamayacakları hakkında bir şeyler söylemeden edilemez. Diğer tüm devlet ve devletler topluluğunda şu an geçerli olduğu şekilde güçlü olanların güçlü olmasında etken olan ve doğrudan olmuyorsa dolaylı olarak ve mecburi olarak çıkarları uyum gösteren iktidar ve para odakları mevcuttur. Teorik olarak ve normal seyrinde seyrettiği takdirde iktidarı elinde bulunduranlar yönettikleri kurum ve devletin sıhhati ve refahları , küresel ve etken şirketlerin sahipleri de şirkletinin ve kişisel çıkarlarının korunmasın doğrulsunda hareket edeceklerdir. Bu güçlü şirketlerin devlet yönetimlerinde ki ekonomi en önemli olmasa da çok önemli bir konudur” kişisel çıkar\ tebaa’sal çıkar” çatışmalarında olasıdır ki halk kimi zaman kaybeder. İktidara ve yöneticilere her zaman bir baskı vardır. Ve tahammül etmek zorunda oldukları güçler mevcuttur. Bir başkan hayal edin ki her konuda bilgili, hatta az önceki ideal devletimizde yaşayan bu ideal başkanımız askeri sağlık ve öğretmenlik alanında (devletin tek problemi bu üçü) şans eseri ideal bir eğitim almış olsun. O da ne? İdeal başkanımız kopmlex olarak tek tek düşünülüp kar zarar araştırması yapıp uzun uzadıya tartıştığı ve en nihayetinde ideal bir karar aldığı hayati ve derin konularda 600 kişilik uzman olmayan, ya da ideal devletimizde 400 “cahil çoğunluk”a bunu anlatmalı öğretmeli ve ikna etmelidir. Her biri ile doğrudan ilgi ve alaka kuran çıkar sahiplerinin entrikalarına karşı yalnızca doğrudan gerekli bilgiyi vermek yeterli midir? Hayır ! bizim sevgili başkanımızın en iyi şekli ile ikna edici, gereken kararları alabilmek için kimi zaman tehdit bile edilen seçilmiş cahillerin beynine ,cahil olduklarından doğrudan bilgi ile giremediğinden sebep, onları etkileyecek başka oyunlarla girebilmelidir ki bu doğrudan ideal başkana yakışmayacak düzeyde seviyesiz ve alçak bir hareket olur.


0 Yanıt to “parlementer sistem(2007)”



  1. Yorum Yapın

Yorum bırakın